TAÇSIZ KRAL: METİN OKTAY



1991 yılının 13 Eylül tarihinde İstanbul’da insanları ve özellikle de sporseverleri şok eden bir olay yaşandı. O zamanki adı Boğaziçi Köprüsü olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsünün çıkışında bir trafik kazası meydana gelmişti. Kaza yapan arabada milyonların sevdiği bir kişi hayata gözlerini yumuyordu. O kişi maalesef Metin Oktay’dı. Vefatının üzerinden çeyrek asır geçti. Dile kolay tam 25 yıl. O gün bu gündür yeşil sahalar hep öksüz, sarı kırmızı 10 numaralı parçalı formalar hep yetim ve elini kalbine götüren milyonlarca Galatasaraylı hep hüzünlü. Sadece Galatasaraylılar değil Fenerbahçeliler, Beşiktaşlılar ve diğer takım taraftarları da hep üzüntülü. İşte milyonların içine işlemiş sevgisiyle, efendiliğiyle, golleriyle bu sayımızda Metin Oktay’ı işlemeye çalışacağız.

            2 Şubat 1936’da Hasan ve Fatma Oktay çiftinin daha önce doğan sekiz çocuklarının üzerine ki hayatını kaybeden beş çocuklarının üzerine ve hayatta olan üç kızlarının ardından bir erkek çocukları dünyaya gelmişti. Önceki çocuklarından beş tanesi dünyaya erken veda etmişti. Bu erkek çocuklarının ise metanetli, sağlam, dayanıklı olmasını istiyorlardı ve adını da bu anlamlara gelen Metin olarak veriyorlardı. Evet, Metin sağlamdı, dayanıklıydı ve dünyaya sımsıkı sarılmıştı. Hasan Bey bir fabrikada makine işçisiydi ve eşi Fatma Hanım ise ev hanımıydı.  Bütün çocuklardan ve kız çocuklarından sonra gelen Metin evin gözbebeğiydi.   İzmir Karşıyaka’da büyümeye başlayan küçük Metin Karşıyaka Soğukkuyu İlkokuluna başladı. Ailesinin Alsancak’a taşınmasının ardından Alsancak İlkokuluna devam etti. Eğitim hayatını İzmir İnönü Lisesi ve Mithatpaşa Erkek Sanat Enstitüsünde sürdürdü. Burada futbolla tanıştı. 1950’li yıllarda ülkede futbol oynamak çok zordu. Sahalar topraktı, stadlar çok eskiydi, antrenman sahaları neredeyse yoktu. İşte böyle bir durumda Metin’in kalbine futbol sevdası yerleşmişti. Mithatpaşa’da okurken okul takımında gollerine başlamıştı.  15-16 yaşında amatör olarak futbol oynamaya başladı.  İzmir’in amatör takımlarından Damlacıkspor’da amatör futbolcu olarak futbola resmen başladı. 8 numaralı formayı giyiyordu o dönemde. 1952 yılında Yün Mensucat ile aylık 300 lira karşılığında anlaştı ve burada gollerini sıralamaya devam etti. Bu dönemde Genç Milli Takıma çağrıldı. Genç Milli Takım ile birlikte büyük kulüpleri peşinden koşturmaya başladı.  1954’te 5000 TL bonservisle ve aylık 500 lira maaşla şehrin kulübü İzmirspor’a transfer oldu. Bu onu İzmir’de ünlü yapmıştı. Hemen hemen her gün gazetelerin arka sayfalarında manşet oluyordu. Artık profesyoneldi ve kendini geliştirebileceği bir kulübe gelmişti.

            1954-55 sezonunda İzmir Liginde 18 maçta 17 gol atarak gol kralı olmuştu. İzmirspor ise şampiyon olmuştu. Artık kulübü ile birlikte İzmir’in en büyüğüydüler. Ama o ülkenin en büyüğü olmak istiyordu. Bu da İstanbul’da bir kulübe transfer olmaktan geçiyordu. Galatasaray’ın efsanesi Baba Gündüz lakaplı Gündüz Kılıç onu izlemeye aldı ve ondaki cevheri gördü. 1 Temmuz 1955’te Galatasaray Metin Oktay’ı transfer ederek 5 yıllık sözleşme imzaladı. 9 Ekim’de İstanbulspor ile yapılan ilk lig maçında takımı adına ilk golünü attı ve galibiyette önemli bir rol oynadı.  6 Kasım 1955’te Beşiktaş ağlarına gönderdiği 2 golle yıldızlaştı takımın 5-4’lük galibiyetinde başrol oynadı. Bu performanslarla Milli Takıma çağrılan Metin Oktay ilk milli maçına 19 yaşında 18 Aralık 1955’te 3-1 kazanılan ve bir de gol attığı Portekiz maçıyla çıktı.  Yine bu dönemde 19 Şubat 1956’da 52 maç üst üste yenilmeyen dönemin altın takımı Macaristan’ı 3-1 yenip seriye son veren Milli Takımımızda bir gol daha attı. Galatasaray’daki ilk sezonunda 17 maçta 19 gol atarak gol kralı oldu ve transferinin çok doğru olduğunu bir kez daha kanıtladı. Golleri sonucunda şampiyon olan Galatasaray’la Şampiyon Kulüpler Kupası oynamaya hak kazandı. 26 Ağustos 1956’da Dinamo Bükreş’e attığı gol bir Türk takımının Avrupa Kupalarındaki ilk golü olurken kendisi de Avrupa Kupalarında gol atan ilk futbolcu oluyordu.  23 Mart 1957’de Kasımpaşa’ya dört gol birden atarak ilk hat-trick sevincini de yaşamış oluyordu. 1957’de 4 milli maçta da gol atamadı. 1957-58 sezonuna fırtına gibi girdi ve Federasyon Kupasında 10 gol atarak turnuvanın futbolcusu oldu. Sezonu da dördüncü kez üst üste gol kralı olarak tamamladı.  İstanbul Ligi 1959’da adını şimdilerde Süper Lig olarak bildiğimiz Milli Lig’e bırakırken toplamda oynanan 8 sezonun dördünde oynama şansı bulan Metin Oktay hepsinde de gol kralı olmuş ve toplamda 66 maçta 77 gol atıp ligin en golcü futbolcusu oldu.

            1959’da ulusal olarak oynanan Milli Lig’de 11 golle gol kralı olan Metin Oktay Süper Ligin ilk gol kralı da oldu. Aynı zamanda o sezonda final maçlarında Fenerbahçe’ye attığı gol ağları delen gol olarak tarihe geçti. 1959-60 sezonunda ligde 33 maçta 33 gol atarak yine gol kralı oldu. Attığı gollerle birlikte Avrupa takımları da onu izler olmuştu. Özellikle İtalyan takımlarının yakın takibine alınmıştı. Bu esnada İzmir’den Oya Sarı ile evlenen Metin Oktay’ın adı transfer dedikodularına karışmaya başladı. İzmirspor ve Fenerbahçe onu transfer etmek için seferber oldu. İzmirspor eşi Oya Sarı ile üzerinde baskı kurarken, Fenerbahçe ise önüne açık çek sunmuş ve üstünü kendisinin doldurmasını istemişti.  Eşi kendisi ile Galatasaray arasında tercih yapmasını isterken Metin Oktay Galatasaray demiş ve arkasından “ O daha vefalı.” Sözünü kullanarak eşinden ayrılmıştır. Fenerbahçe’nin teklifine ise “ Bizi sevenleri üzmeyelim.” Diyerek reddetmiş ve Galatasaray ile yeni sözleşme imzalamıştır.  1960-61 sezonunda eksik askerlik yaptığı gerekçesiyle kısa bir süre formasından uzak kalan Metin Oktay sezonun geri kalan kısmında fırtına gibi esmiş 30 maçta 36 gol atarak maç başı 1,2 gol ortalaması yakalamış ve gol kralı olmuştur. Aynı zamanda Milli Takımda da gollerine devam etmiştir. Bu durumda İtalya’nın Palermo takımı kendisine transfer teklifi yapmıştır. 675000 TL ile rekor bir ücretle Palermo’ya transfer olmuş ve artık ününü dünyaya salmaya başlamıştır. Giderken Yeşilköy Havaalanında büyük bir grup tarafında uğurlanmış ve Galatasaray’ın efsanevi amigosu Karıncaezmez Şevki kendisine taç takmıştır.
            İtalya ‘da savunma oyuncuları onu sıklıkla sakatlamasına rağmen ilk sezonunda başarılı bir tablo ortaya koyan Metin Oktay İtalya’daki 2. Sezonun başında maalesef aradığını bulamamıştır. Memleket hasreti, Galatasaray sevgisi daha ağır basmış ve 25 Temmuz 1962’de tekrar Galatasaray’a imza atmıştır. Geri dönüşle birlikte adeta coşan Metin Oktay sezonu 38 golle rekorla gol kralı olarak tamamlarken Galatasaray ile birlikte hem lig şampiyonluğunu hem de kupa şampiyonluğunu yaşıyordu. Sezonda yakaladığı 1,46 gol ortalaması ile tüm zamanlarda en verimli futbolcu unvanını hala korumaktadır.  Bu sezondan sonra inişli çıkışlı bir grafik gösteren kariyerinde yine gol krallıkları yaşamayı başarmıştır. 11 Aralık 1968’de son kez Milli Takım formasını giymiş ve Milli Takımı bırakmıştır. Son sezonunda ise Galatasaray ile şampiyon olup son kez gol kralı olmuş ve Fenerbahçe ile yapılan jübile maçında futbolu bırakmıştır. Jübile maçında Can Bartu ile formaları değişmiş ve Fenerbahçe formasını da giyerek futbolu bırakmıştır.  Ligde attığı toplam 217 gol ise uzun süre kırılamayacaktı.

            Futbolculuğunun yanı sıra antrenörlüğü, yöneticiliği ve spor yazarlığı ile de futbola katkı vermeye devam etmiştir. 1960-70 sezonunda Galatasaray’da, 1971-72 sezonunda Bursaspor’da yardımcı antrenörlük, 1972-73 sezonunda Bursaspor’da teknik direktörlük yapmıştır. 1984-86 döneminde ise Galatasaray’da Ali Uras başkanlığındaki yönetimde Futbol Şube Sorumlusu olarak görev yapmıştır. Bu dönemde çim sahanı kazandırılması, taktiksel gelişimler ve Jupp Derwall ile çalışmaları başarıya ulaşmada önemli etken olmuştur. Daha sonra ise Tercüman, Güneş ve Milliyet gazetelerinde spor yazarlığı da yapmış ve futbol adına doğruları farklı bir görüşle dile getirmiştir. 1990’da yazmaya başladığı otobiyografisini elim kaza sonucu tamamlayamamış fakat manevi oğlu 1994’te Top ve Ben adında otobiyografiyi tamamlayabilmiştir.

            1991’deki o elim kaza onu bizden sadece bedenen ayırmıştır. Galatasaraylılığı herkese örnek olmuştur. Vefatından kısa bir süre sonra ismi Florya’daki tesislere verilmiştir.  Tarabya ve Küçükçekmece stadyumlarına da ismi verilmiştir.  Yine ismine okullarda, mahallelerde, kütüphanelerde rastlamaktayız.  İsmine çok rastlanan kişi zamanında yaptıklarıyla insanlara örnek olmuş, yol göstermiş veya onlar için mutlaka iyi şeyler yapmıştır. 17 yıllık kariyerinde altısı Süper Ligde, dördü İstanbul Liginde, biri İzmir Liginde olmak üzere 11 defa gol krallığı yaşamış, 36 Milli maçta 19 gol atmış, kimseyi kırmamış, Galatasaraylıların sevgilisi olmuş, adına şarkılar yazılmış, İtalya’da Türk’ün ve Türkiye’nin adını duyurmuş, kırmızı kart gösterildiği maçta hakemin yanlış yaptığını anlaması sonucunda maça geri alınmış bir kişinin kötü şeyler yaptığını söylemek imkânsız olsa gerek.
         
   Her yıl 13 Eylül’de kabri başında anılan Metin Oktay’ı sadece Galatasaraylılar değil futbolu seven herkes özlüyor. Biz de bu sayımızda ona özlemle yer verdik. Ardından da Fikret Kızılok’un ünlü şarkısıyla veda ediyoruz.
            Yıllar geçse de üstünden
            Bu kalp seni unutur mu
Kader gibi istemeden
            Bu kalp seni unutur mu

            Bir hasretlik yüzün vardı
            İçimde bir hüzün vardı
            Söyleyecek sözüm vardı

            Bu kalp seni unutur mu



Serdar ÜSTÜNTAŞ
Google Plus Paylaş

Müslim Akil Avci

0 yorum:

Yorum Gönderme