DEHANIN MÜCADELESİ: BOBBY FİSCHER




Hayat insana oyunlar oynar. Hayatın oynadığı oyunlarla baş etmek bazen çok güç olabilir. Hayat kuşkusuz herkese oyunlar oynar. Hayatın kendisi bir mücadeledir. Büyük adam olmak içinse büyük mücadeleler vermek gerekir. Tarih, büyük mücadeleler vermiş insanlarla doludur.   Tarih yazmak tabiri her yerde ve her şeyde rahat rahat kullanılmaz. Gerçekten tarih yazmak zordur. Kimisi fikirlerle , kimisi yetenekleriyle mücadele eder. Fikirlerle mücadele edenler , yeni fikirler üretip bir şeyler değiştirmeye çalışanlara tarih her ne zaman olursa olsun iade-i itibar yapmıştır. Yetenekleriyle mücadele edenler arkalarında her zaman büyük hayran kitleleri bırakmıştır. Yetenekleriyle mücadele edenlerde kast edilen sporculardır.  
Bobby Fischer , yetenekleriyle hayata karşı mücadele eden satranç dehası. Dehalar hem kişilikleriyle hem davranışlarıyla farklı insanlardır. Fischer da dehanın getirdiği farklılığı uçlarda yaşayan bir adamdı.
Mart 1943’te Amerika’da dünyaya gözlerini açtı. Çok varlıklı bir ailede dünyaya gelmemişti Fischer. 6 yaşında satrançla tanıştı. 6 yaşından itibaren satranç onun hayatından hiç çıkmadı. Satranç oynamakta yetenekliydi. 1951 yılında Brooklyn satranç kulübü başkanı Carmine Nigro’nun dikkatini çekti. Nigro 1956 yılına kadar ona satranç öğretti. Satranç tahtasında yaptığı hamleler yaşının çok üstündeydi. 13 yaşında ABD gençler şampiyonu , 14’ünde en genç ABD şampiyonu olan Fischer , 15 yaşına geldiğinde satranç tarihinin en genç büyük ustası olmayı başarmıştı.
1956 yılında katıldığı bir turnuvada henüz 13 yaşındaydı ve o turnuvada karşılaştığı 26 yaşındaki Donald Byrne ile oynadığı maçta yaptığı hamleler o maçın tarihe geçmesini sağladı : Yüzyılın oyunu
Maçın ardından hamlesi hakkındaki soruyu şöyle cevaplıyordu: "En iyi olduğunu düşündüğüm hamleyi yaptım, sadece şanslıydım"
Dünya o yıllarda Soğuk Savaştaydı. Bu savaşın iki tarafı ABD ve SSCB her alanda birbirleriyle rekabet içindeydi. Satranç alanında SSCB çok üstündü ve dünyanın en iyi satranç oyuncuları onlardaydı. SSCB satranca çok değer veriyor deyim yerindeyse oyuncularının elini sıcak sudan soğuk suya sokturmuyordu. ABD’de ise satranç çok da popüler değildi. ABD’nin elinde artık SSCB ile mücadele edebilecek müthiş bir yetenek vardı.
Fischer oldukça eksantrik bir karakterdi. Maçlardan önce şartlar sunuyor , şartları kabul edilmezse maçlara çıkmıyordu. 16 yaşında örgün eğitimi bıraktı. Eğitimi bıraktıktan sonra kendi kendine yabancı diller öğrendi ve bu sayede uluslararası satranç yayınlarını takip edebiliyordu.
1962 yılında bir turnuvada Sovyet oyuncular Fischer’a karşı enerjilerini korumak için birbirleriyle anlaşarak maçları sonuçlandırıyorlardı. Fischer’ın iddiasına göre turnuvayı Sovyet olmayan bir oyuncunun kazanma ihtimali yoktu. FIDE bu itirazları dikkate aldı ve puanlama sisteminde reformlar yaptı.
1960’ların sonlarında satranca yaklaşık 1,5 yıllık bir ara verdi. Çok istediği ‘Dünya Satranç Şampiyonluğu’ unvanına hala ulaşamamıştı. 1970’lerin gelmesiyle birlikte kendisini bu tamamen bu şampiyonluğa odaklamıştı.
1972 Dünya Satranç Şampiyonası
1972 yılına gelindiğinde dünya satranç şampiyonluğu için Sovyet Boris Spassky ve Bobby Fischer karşı karşıya gelecekti. Fischer daha turnuva başlamadan şartlar koyuyordu. Turnuvanın Yugoslavya’nın Belgrad şehrinde yapılmasını isterken, Spassky İzlanda’nın başkenti  Reykjavik olsun istiyordu. Bu sorun para ödülünün arttırılmasıyla birlikte çözüldü. Turnuva İzlanda’da yapılacaktı.
Soğuk savaş en hararetli zamanlardaydı. Her alanda zirveye çıkmak için yarışan iki ülke bu kez satrancın zirvesine çıkmak için yarışacaktı. Amerika tarihinde daha önce böyle bir başarı yoktu. Sovyetler ise satrançta bir ekoldü.
1972 yılının Temmuz ayında maç başladı. Maç Amerika’da yayınlanıyordu ve bu bir ilkti. Spassky ilk iki oyunu kazanmıştı. Fischer gerçekten eksantrik bir karakter olduğunu bir kez daha gösteriyordu. Kameralardan rahatsız olmuştu. Maçın daha sessiz bir ortamda oynanmasını talep etti. Bu talep başta şaşkınlık yaratsa da kabul gördü. Bunda rakibi Spassky’nin payı büyüktür. Fischer daha sonra oynanan   19 maçın 7’sini kazandı eylül ayına gelindiğinde skor tabelası 12,5 – 8,52’u gösteriyordu. Maçı Bobby Fischer kazanmıştı. 11. Dünya Satranç Şampiyonu o idi. Tarihteki ilk ABD’li satranç şampiyonu olarak tarihe geçiyordu.
1975 yılında bir başka Sovyet satranç ustası Anatoly Karpov’a karşı unvanını korumayı planladı ancak şartları vardı. Şartlarının bir kısmı kabul edilse de bazı şartları kabul görmeyince maça çıkmadı ve unvanını Karpov’a bıraktı.
Satrançsız Yıllar
1972 yılında oynadığı maçtan sonra 20 yıl satrançtan uzak kaldı. Ortalarda neredeyse hiç gözükmeyen Fischer 1992 yılında daha sonra ‘20. Yüzyılın intikam maçı’ olarak adlandırılan maçta Spassky ile yeniden karşılaştı. Buraya kadar her şey normal olarak görülebilirdi ancak maç Yugoslavya’da oynanmıştı. Yıl 1992’ydi ve Yugoslavya’da işler iyi gitmiyordu ve Birleşmiş Milletler ambargo uyguluyordu. Her türlü ticari faaliyet yasaktı. Maçı Fischer kazanmış ve para ödülünün sahibi olmuştu.
Fischer maçın ‘Dünya Satranç Şampiyonası’ kapsamında değerlendirilmesini istedi. Mevcut dünya şampiyonu Garry Kasparov’du. Fischer halen gerçek dünya şampiyonu olduğunu iddia ediyordu.
Otoritelere göre o maç Kasparov’un birçok şampiyonluk maçından kaliteliydi. Fischer hala tahmin edilemezdi.
Ambargoyu ihlal etmişti. Amerikan hükümetini karşısına almıştı. Hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Annesi Yahudi olmasına rağmen Yahudiliğini kabul etmiyordu. Anti Semitist ifadeleri vardı.,
1992 yılında Yugoslavya’da oynadığı maçtan sonra Macaristan’a gitti. Oradaki satranç severler onun en büyük destekçisiydi. 2000’lerin başında Filipinler’de yaşadı. Radyo yoluyla insanlara ulaşabiliyordu. 11 Eylül saldırılarının olduğu gün radyoda saldırıları Amerika’nın hakkettiğini söylüyordu.
Kaderin Cilvesi
2004 yılında Japonya’da tutuklandı. ABD hükümeti pasaportunu iptal etmişti. Fischer tutuklanmıştı. Amerikan vatandaşlığını reddediyordu. Babasının Alman asıllı olduğunu söyleyerek Alman vatandaşlığına başvursa da Japonya bu talebi redetti ve sınır dışı edilmesine karar verdi.
Sınır dışı edilmemenin yollarını arayan Fischer , İzlanda hükümetine mektup yazarak İzlanda vatandaşı olmak istediğini iletti. İzlanda hükümeti bu talebi kabul etti ve 2005 yılından itibaren İzlandalı arkadaşı ile aynı binada yaşamaya başladı.
1972 yılında Amerikan halkının kahramanı olduğu İzlanda’ya bu kez Amerikan vatandaşlığını reddetmiş bir şekilde dönüyordu.
17 Ocak 2008’de 65 yaşında böbrek yetmezliğinden hayata gözlerini yumuyordu. Dünya satranç tarihinin en garip dehası arkasında acı tatlı bir sürü yaşanmışlık bırakarak hayattan ayrılıyordu. Amerikan halkı satrançta bir daha onun yaşattığı başarıyı tadamadı.
Satranca birçok yenilik getiren Fischer dehasıyla mücadele edip arkasında ona hayran milyonlarca insan bıraktı.
                                                                                               Ahmet ERGÜÇ


Yorum Gönderme

0 Yorumlar