Murat Altun Yazdı: KÜÇÜK ELLER ( BEŞİKTAŞ – GALATASARAY )


En başta, tüm takımları kapsayan bir eleştiriyi dile getirmek istiyorum; transfer sezonu başlangıcından, ilk resmi karşılaşmasına dek, takımlar nasıl oluyor da gerekli takviyeleri gerçekleştiremeyip, taraftarları memnun edecek bir ilk on bir izlettiremiyorlar hayret! Şöyle bir geriye bakıp kendilerine ders çıkarmadıkları kesin. Aksi olsa her sezon, transferin son dakikasına kadar teknik heyeti ve taraftarları bekletmezler. Olayı şuraya bağlayacağım; şampiyon bir takım, geçen sezona göre daha ürkütücü bir kadroyu sahaya sürmesi gerekirken, hiç oynamamış, performansından memnun olunmamış isimlerle kupa finaline çıkması, bazı girişimlerin doğru gitmediğinin, hatta yönetimin gereksiz şekilde oyalandığının göstergesi… Geç kaldıkları için direkt oynayacak oyuncuların kupa finaline çıkmaması, normal karşılanmasın ve normalleştirilmesin. Bu ülkede, lige 20-25 gün kala, antrenörün kampta istediği tüm oyuncular getirilip, onlarla çalışma fırsatı verilmesi şart olmalı! Sonra stoper olmayan Necip’i, santrafor oynamak istemeyen Podolski’yi izleriz bu mevkilerde.


HALA AYNI

Kâğıt üzerinde sarı kırmızılılar daha etkili isimlere sahip olsa da Beşiktaş’ın oynadığı takım oyunu performansı, pas kalitelerinin daha üstün olması sayesinde, birkaç dakika içinde topun hâkimi oldular. Yalnız hücum anlamında doğruları gerçekleştiremediler çoğu kez. Cenk hazırlık maçları performansından uzaktı. Yoksa Carole’ün büyük hatasını mutlaka gol yapardı.

Galatasaray’ın savunmasında değişen bir şey yok. Yine aynı zaaflara defalarca şahitlik ettirdiler. Ayrıca hücum sırasında yaptıkları tercih hatalarıyla fırsat tepip durdular. Bazılarında dengesizlikte söz konusuydu. Linnes’in önünde pas verecek arkadaşları olmasına rağmen şuursuzca kaleye yönelmesi, Bruma’nın defansı hazırlıksız yakaladığı anda uzaktan kaleye cılız şut göndermesini atlayamazdım. Defanstan Galatasaray ceza sahasına doğru gelişigüzel vurulan topları, siyah beyazlı oyuncuların nasıl kolayca kontrol ettiğini görmüşsünüzdür. Bunlar normal zaaflar değil! Tosic’in pozisyonu bana göre penaltıydı fakat sanki Tosic kendini bıraktı. Burada hakeme inandırıcı gelmemiş olabilir

BENİ YANILTTILAR

Bu karşılaşmadan önce, iki takımın hazırlık kampındaki performanslarını baz aldım. Galatasaray Beşiktaş’a nazaran daha sert ve ölçü olabilecek rakiplerle oynadı. Nitekim Beşiktaş ikinci sınıf takımlar ile hazırlandı. Olympiakos takımını dışarıda tutuyorum. Transferde de sarı kırmızılılar bu maça kadar daha başarılıydı katılırsanız. Nitekim oynanan oyuna bakınca, fikrim tam tersi değişti diyebilirim. Bu oyun, kurulan kadro ile isimle oynanmıyor, takım oyunuyla başarılı olunuyor. Ayrıca taraftarlarda aynı şekilde. Bu özel ve görkemli şovun evveli ve akabinde, hiç yakışmayan görüntüler sergilediler. Bu güzel günde canımızı sıktılar ne yazık ki.

KAYBETMEME ADINA

Galatasaraylı oyuncular o kadar yavaş top oynadılar ki sanki maçı uzatmaya götürme amaçları vardı. Oyunu yavaşlatan, hücum aksiyonu başlatamayan, üç pas dahi yapamadılar mübarek. Zaten Selçuk ve Sneijder sahada hayalet gibilerdi. Beşiktaşlı oyuncular ellerinden gelen gayreti gösterdi. Eğer karşılaşma uzatmaya gittiyse, birinci unsur Cenk Tosun’un tam tabiriyle beceriksizliğiydi. Yaşadığı stres yüzünden okunuyordu gerçekten. Sarı kırmızılıların yaptığı gibi ‘bu hatayı nasıl yapar’ dedirtmediler herhangi bir pozisyonda.

Galatasaray’ın final şansı hortladı bu karşılaşmada. Beşiktaş gerçekleştirdiği müsait atakları ağlarla buluşturamadı. Rakibinin yaptığı ilk hata gol oldu. Ofsayt şüphesi var yalnız. Ardından geçen sezondan anıları canlandı Muslera’nın. Hani suçu günahı yokken yediği goller var ya onlardan birini hatırlattı Chedjou ona. Artı Türkiye Kupası finalinin son dakikalarını hatırlatmıştır. Yan toplarda çok sakarlık yapıyor.

Bu karşılaşmaya ‘sezonun galası’ diyorlar ya dilimizi ısıralım. Sezonun galası bu kadar kötüyse lig nasıl olur Allah bilir. Yine de hakkını verelim Beşiktaş oynadı Galatasaray izledi! Bu kadar net oynanan 120 dakika. Bu finali penaltılara taşımak bile Galatasaray için şanstı benim nezdimde. Eğer sarı kırmızılılar bu performansa devam ederse, çok sevdikleri Reikerink kararır gözlerinin önünde. Şenol Güneş eğer 105. Dakikada yaptığı hamleyi maç başı uygulasa, belki de penaltılar söz konusu bile olmazdı. Kaybedilen kupanın tek sorumlusu; Şenol Güneş’e gerekli kadroyu zamanında veremeyen yönetimdir! Eğer Galatasaray kupa zaferi ile bu karşılaşmadaki kötü performansı halı altına süpürürse, işler bu finaldeki gibi yaver gitmeyebilir haberleri olsun…


Galatasaray oynadığı futbolla bu kupayı hak etmedi, Galatasaray taraftarı bu sevinci hak etmedi, Galatasaray teknik heyeti gereken futbolu izlettiremedi, bu kupayı; kendi taraftarı tarafından meşale yağmuruna tutulan ve bu olay karşısında, çoğu rahatsız olan futbolseverin duygularına tercüman olan, iki penaltı kurtaran ‘elleri küçük’ denilen Muslera hak etti sadece. Tebrikler Muslera! Başarıların daim olsun...

Yorum Gönderme

0 Yorumlar